Matematiksel Dört İşlem

zeka iksiri

image
YENİ MATEMATİK ÖĞRENME ARACI

kozalak NEDİR?

Matematiksel Dört İşlem Zekâ İksiri, çocuklarınızla birlikte her zaman oynayabileceğiniz çok zevkli matematiksel 4 işlem oyundur. 4 adet parçadan oluşan Matematiksel Dört İşlem Zekâ İksiri, 32 farklı kozalak yaprağından oluşmaktadır.

Kutu içerisinde kullanımınıza sunulan ürünün, size fikir vermek adına bir de kullanma kılavuz kitapçığı vardır. Bırakın çocuklarınızı, zekâ iksiri oyunda özgürce eğlensin, eğlenirken öğrensin, hayal gücündeki açılmamış pencerelerini açsın. Türk Milli Eğitim müfredat modeli ile uyumlu olan bu matematiksel Dört İşlem Zekâ İksiri oyunu, sizi ve çocuklarınızı çok mutlu edecek. Oyun için onlarla sıraya gireceksiniz! Matematiksel Dört İşlem Zekâ İksiri oyun ile hem kişisel gelişimlerine katkı sağlayıp, hem de beyinlerini geliştirip kişisel gelişmelerini artırsınlar.

Sıkıldınız mı? Hemen yeniden dört işlem zekâ iksiri oyunu oynamaya başlayın! Problem çözme ve el becerilerini arttıran dört işlem zekâ iksir sayesinde çocuklarınız eğlenerek kendilerini geliştirmiş olacaklar. Matematiksel Dört İşlem Zeka İksiri, ailece çocuklarınızla beraber kaliteli zaman geçirmenize olanak sağlar.


Kullanım
Okulda

İkinci sınıftan itibaren

Evde

Oyun esnasında

Arkadaş ortamında

Keyifli oyun saati


Faydaları
Geliştirir

Sayısal beceti artar

Sosyalleştirir

Eğlenceli bir oyun sağlar

Becerikli yapar

El becerisi artar


Özellikleri
Yaratıcı
Eğlenceli
Sıradışı
Faydalı

200

ERİŞİM

1980

MUTLU ÇOCUK

120

OKUL

4

YIL
KOZALAK HAKKINDA YAZILAR
eğitim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
eğitim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

EĞİTİMCİ NASIL OLMALI?


Ana kucağında çocuğunun eğitimini başlatan aile, eğitimlerine göre iyi veya kötü bilgilerle çocuğunu anaokulunda öğretmenlerin kucağına verir. İlk zamanlar anne-babasını idol edinen çocuk, yeni bir insanla karşı karşıyadır artık. Eğer kişisel gelişimini tamamlamayıp olgunlaşmamış; çocuk sevgisiyle dolu bir öğretmenin değil, mesleğini sadece para için yapan birinin eline düşmüşse vah minicik yavrumuzun haline.

Emekli öğretmen Fuat Baş

Işıl ışıl parlayan gözleriyle öğretmeninin gözünün içine bakan çocuğumuz, sebepli veya sebepsiz bir şekilde hatalar arayan, kendisini yanlışlarından dolayı dışlayan ve onu hor gören bir öğretmenin elinde ya özgüvenini yitirir ya da isyankâr olarak büyümeye başlar. Hayata ve bütün insanlara kin besler ya da onların yanında hep ezik duruş sergiler. Ahlaki edepten, yumuşak huyluluktan ve adaletten uzak öğretmeni yüzünden kişiliksiz bir birey olmaya aday bir çocuk olarak, ilkokul, ortaokul ve lise derken eğer gidebilirse üniversiteden sonra hayatın tam ortasına atılıverir.

Hâlbuki insan insanın aynasıdır. Kendisine nasıl davranılırsa öyle karşılık alacağını bilmeyen dar görüşlü, bağnaz öğretmenler olduğu müddetçe bu toplum asla düzelemez. İnsan sevgisinden; “Yaratılanı hoş gör yaratandan ötürü,” veciz sözünü kendine rehber etmeyen öğretmenler toplumu olumsuz anlamda derinden etkiler.

Çocuklarımız, insanların manevi olgunluklarıyla birlikte geleneklerimiz yozlaştırılmadan, öğrencinin zekâ seviyesi, manevi değerleri, doğruluk ve dürüstlük gibi kavramlar geri plana itilmeden eğitilmelidir.

Bugün gelinen nokta ise içler acısı. Üst paragrafta tarif etmeye çalıştığım öğretmenlerin elinde yoğrulup okuduğu okuldan mezun olup, belli mevkilere gelenlere baktığımızda ne görüyoruz; ahlaki yozlaşmanın en uç noktasındalar. Kimse, evladım adaletli ol, asla yalan söyleme, kimseyi küçük görme ve küçük düşürme dememiş. Gelinen noktanın ne kadar elim bir durum olduğunu görmeyecek kadar gözlerimize perde çekilmiş…

Toplumun düzelmesi için önce öğretmenlerden başlamamız gerektiğini düşünüyorum. Nasıl mı?

  • Öğrencisi ile arasında özel bir bağ kurabilecek adaylar tercih edilmeli ki öğretme ve öğrenme süreci etkili olabilsin.
  • Alan bilgisi, genel kültür ve öğretmenlik meslek bilgisi yeter düzeyde olmalı ki, öğrencilerinin tutum ve davranışlarını iyi analiz edebilsin. Ona göre de kendisi tutum ve davranış geliştirmeyi becerebilecek, sevgi, saygılı dolu, öğrenciler arasındaki bireysel ayrılıkları analiz edebilen bir öğretmen olabilsin.
  • Öğrenci ailesinin bilinç düzeyine göre, gayet normal kabul edilen davranışlarını, (şiddet, ceza, vb) aileye hissettirmeden, onlarda bir bilinç oluşturarak kendi yanlışlarını fark etmelerini sağlayabilsin.
Başarılı öğretmenlerin elinde yetişen çocuklarımız, diğer ülkelerdeki yaşıtları ile rekabet edebilecek düzeyde olmalı ki, yarınlarımız daha güzel olabilsin…

DÖRT İŞLEMİ OYUN OYNAYARAK ÖĞRETEN KOZALAK

kozalak zeka oyuncağı


Türkiye’nin PISA yarışmalarındaki başarısızlığıyla mücadele etmek için, sosyal bir proje çerçevesinde ben de, eğitimde matematik öğretimine yeni bir bakış açısı getirmek için, 7-12 yaş arası çocukların matematiksel 4 işlemi oyun oynayıp, eğlenerek öğrenmelerini sağlayan bir ders aracı icat ettim.

Biliyorsunuz, OECD ülkeleri arasında yapılan PISA yarışmalarında, Türkiye matematik dalında sondan 2. konumdadır. Hâlbuki matematik öğretiminin amacı, insan aklının ciddi bir biçimde kullanımını öğretmek ve insanların doğuştan getirdiği düşünme kabiliyetini geliştirmektir.

Matematiksel 4 işlem ders aracı Kozalak nasıl bir alet?
7-12 yaş arası çocukların matematiksel 4 işlemi oyun oynayarak öğrenmelerini sağlar ve öğrenmeyi eğlenceli hâle getirir. Çünkü biliyorsunuz ki oyun, öğrenmenin en güzel yoludur. Bu alet ile çocuklar, 4 işlemle ilgili problemleri kendinden emin bir şekilde birbirleriyle paylaşarak, konuşarak çözmeyi öğrenmektedir. Kozalak üzerindeki ipi eliyle kullanarak matematik işlemi yapılırken, beyin farklı çalışmaya zorlandığı için bu da kişinin otokontrolünü arttırır.

Toplama, çıkarma, çarpma ve bölme işlemlerinin pratik olarak zihinden yapılmasını, bağımsız düşünülmesini ve Kozalak üzerinde gösterilmesini sağlar. Oyun oynayıp eğlenerek daha kalıcı öğrenme sağlayan bu ders aracı ile çalışan öğrenci, beyninin hem sol hem de sağ lobunu çalıştırmakta, onun için bu alet, analitik algıyı, stratejik düşünmeyi, problem çözme yeteneğini, sezgisel ve yaratıcı düşünme becerisini geliştirmekte, kısacası kişinin beynini hissetmesini sağlamaktadır.

Ayrıntılı bilgi edinmek isteyen için müacaat: http://www.kozalakmatematik.com/

Fuat Baş / Okul Müdürlüğünden Emekli Matematik Öğretmeni

İnsan ve Kainat adlı sitede yayımlanmıştır. 

BU İCAT ÇOCUKLARI DAHİ YAPACAK

Fuat Baş
Eğitimde yeni icat: Matamatiksel 4 işlem ders aracı: Kozalak
OECD ülkeleri arasında yapılan PISA yarışmalarında, Türkiye matematik dalında sondan 2. konumdadır. Hâlbuki matematik öğretiminin amacı, insan aklının ciddi bir biçimde kullanımını öğretip, insanların doğuştan getirdiği düşünme kabiliyetini geliştirmek ve mantıklı düşünme yolunu öğretmektir.
Türkiye’nin PISA yarışmalarındaki başarısızlığıyla mücadele etmek için, bütün olanaksızlıklara rağmen amacımıza ulaşma arzusuyla mücadele edecek ruha sahip olup, kararlı bir şekilde yılmadan çalışmamız gerekiyor. Sosyal bir proje çerçevesinde ben, eğitimde matematik öğretimine yeni bir bakış açısı getirmek için, 7-12 yaş arası çocukların matematiksel 4 işlemi oyun oynayıp, eğlenerek öğrenmelerini sağlayan bir ders aracı icat ettim.

Matematiksel 4 işlem ders aracı KOZALAK nasıl bir alet?

7-12 yaş arası çocukların matematiksel 4 işlemi oyun oynayarak öğrenmelerini sağlar ve öğrenmeyi eğlenceli hâle getirir. Çünkü biliyorsunuz ki oyun, öğrenmenin en güzel yoludur.
Bu alet ile çocuklar, 4 işlemle ilgili problemleri kendinden emin bir şekilde birbirleriyle paylaşarak, konuşarak çözmeyi öğrenmektedir. Kozalak üzerindeki ipi eliyle kullanarak matematik işlemi yapılırken, beyin farklı çalışmaya zorlandığı için bu da kişinin otokontrolünü arttırır. Toplama, çıkarma, çarpma ve bölme işlemlerinin pratik olarak zihinden yapılmasını, bağımsız düşünülmesini ve Kozalak üzerinde gösterilmesini sağlar.

Oyun oynayıp eğlenerek daha kalıcı öğrenme sağlayan bu ders aracı ile çalışan öğrenci, beyninin hem sol hem de sağ lobunu çalıştırmakta, onun için bu alet, analitik algıyı, stratejik düşünmeyi, problem çözme yeteneğini, sezgisel ve yaratıcı düşünme becerisini geliştirmektedir.
Ders aracı üzerinde işlem yapan öğrenci, ip ile yaptığı işlemlerin bitiminde aracın arka kısmındaki cevap anahtarında, ip ile örtüşmenin sağlandığını görüp yaptığı işlemlerin doğru olduğu kanaatine varınca başarmanın hazzını yaşamaktadır.

Fuat Baş Kimdir?
1957 Bayburt doğumluyum. İlk, orta ve lise öğrenimini Bayburt’ta tamamladım. 1979’da Erzurum Kazım Karabekir Eğitim Enstitüsü’nden mezun oldum. Eskişehir Anadolu Üniversitesi Matematik Bölümü’nde lisans eğitimi aldım. Öğretmen ve idareci olarak yaklaşık 30 yıl eğitim dünyasına hizmet verdim. 2007 yılında Üsküdar Deniz-İş İlköğretim Okulu müdürü iken emekliye ayrıldım.

Eğitim ile ilgili projelerim
Üsküdar Avni Başman İlköğretim Okulu müdürü olarak görev yaparken okuldaki haritaların verimli kullanılması için BAŞÇA adında bir ürün geliştirdim. Başça’nın faydalı model ürün patentini aldım. Okuldaki uygulama sonucunda çocuklar haritaları daha temiz, yırtılmadan kullanmaya başladılar. Uyguladığım bu proje ile ilgili Sabah Gazetesi'nde "Elinize sağlık Fuat öğretmen", başlıklı haber çıktı.

Fatih Projesi'nin ilk prototipi

Üsküdar Avni Başman İlköğretim Okulu’nda müdür olarak görev yaparken günümüzde Fatih Projesi olarak bilinen projenin ilk örneğini gerçekleştirdim. Bu projede çocuklar bilgisayar üzerinden eğitim yapıyorlardı ve ödevlerini uyguladığımız etüd saatlerinde yapıyorlardı. Bu sayede eve çantalarını götürmüyorlar çantalar okulda kalıyor ve 10 – 15 kiloluk çantaları taşımıyorlardı. Bu sayede ağır taşıma ile ortaya çıkan aksaklıklar olmuyordu.

Dershaneye ihtiyaç olmayan bir okul projesi!

1996 yılında Halk Lisesi adında okullarda daha kaliteli eğitim nasıl yapılır üzerine proje hazırladım. Bu projeyi TÜBİTAK’a sundum ve projeyi 10 yıl boyunca Üsküdar Avni Başman İlköğretim Okulu’nda uyguladım.

Bu proje öğrencilerin sınava yönelik çalışmalarını okulda tamamlamak ve dershaneye ihtiyaç duymadan sınavda başarılı olmasını hedefledi. Ders haricinde hafta içi saat 15.00 – 17.00 arası, hafta sonu 09.00 – 15.00 arası sınava yönelik etüd çalışmaları yaptık.

Sonuç olarak çocuklar İstanbul genelinde yapılan sınavlarda derece kazandılar. Bu çalışmalar bakanlığın dikkatini çekti, projenin uygulama raporunu istediler ve bu raporu sundum. Bu sayede dershanelerin ihtiyaç olmadığını, sınava hazırlık çalışmasının okul bünyesinde yapılacağını kanıtladım.

Bu proje ile ilgili Hürriyet Gazetesi'nde "Ayda 20 milyona kaliteli eğitim" başlıklı bir haber yayımlandı. Bu habere istinaden Radikal Gazetesi Yazarı Hakkı Devrim "Çocuklar için dürüstlük" başlıklı bir yazı yazdı.

Fikirler, tohum gibidir. Her tohum her yerde yeşermez. Gül fidanı, zamanı ve yaşam şartları yerine gelmeden olgunlaşıp açmaz ve yeni tomurcuk vermez. Zaman ve zemini oluşunca da bir an için yeşermek ve tomurcuk vermek içinde beklemez. Yeşeren tohum önce filiz verir, fidan olur ağaç olur, çiçek açar meyve verir. Fikirlerde aynen tohum gibidir, yerini ve zemin müsaitse hemen yeşerir.

Tohum toprakla buluşmadan ölmez. Eğer tohum toprağa düşüp ölmezse yalnız kalır. Toprakla buluşan tohum ölür ama gerekli ortamda yeniden doğar çoğalır.

Bu haber netgaste.com da yayınlanmıştır.

ERDEMLİ NESİLLER YETİŞTİREBİLDİK Mİ?


Günümüzde ahlaki çöküntü hız kazandı. Bu durum, insanların yüreğinde manevi huzursuzluğa sebebiyet veriyor. Ahlaki erozyonun getirdiği çöküntüden kendini ve aileni kurtarmak yetmez, çevreyi ve topluma da kurtarmak gerekir. Çünkü bu toplumda hep birlikte yaşıyoruz.

Akıllara durgunluk verecek boyutlara ulaşan yüz kızartan suçlar, tüm toplumu huzursuz ediyor. Bu durumda hiç kimse ‘bana ne’ diyemiyor! “Bir kötünün yedi mahalleye zararı vardır,” atasözününden ders çıkarmamız gerekir. Eğer manevi çöküntü toplumu sarmışsa, “toplumsal felaketi” beklemek kaçınılmaz olacaktır. Ahlaksızlığın yaygınlaşmasından korkup, akla ve hayale gelmeyen tedirginlik duymak da çok normaldir.

Ülkemizde milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren bireyler olarak ülkemize ve insanlığa karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getiren fertler yetiştirmek mecburiyetindeyiz.

Yeni bir eğitim yılına daha başladığımız şu günlerde, çocuğunun okuduğu kitap içeriklerini merak edip inceleyen oldu mu? Müfredatın ağırlığı çocuklarımızın yükünü artırdığına dikkat ettiniz mi?

Bana göre şöyle olmalı; milletimizin erdemli değerleri yok edilmemeli. İdealimiz erdemli insanlar yetiştirmek olmalı. Vereceğimiz eğitimle yetiştireceğimiz nesilleri ahlak çöküntüsünden uzak tutmayı hedeflemeliyiz. Günümüzdeki ahlak çöküntüsünün bariz örneği “En yakın dostunu, arkadaşını, yakınını, memleketini, milletini, aldat dolandır, köşe dön, altta kalanın canı çıksın,” zihniyetidir. Bu düşünce bugüne kadar verilen yanlış eğitimin neticesidir. Mustafa Kemal Atatürk ne diyordu tekrar hatırlayalım; “Muallimler yeni nesil sizin eseriniz olacaktır.” İşte eser ortada, her gün kap kaç. Bu tip ahlaki çöküntüler ancak iyi bir eğitimle ortadan kaldırılabilir.

KOZALAK ÖĞRETMENİM DERGİSİNDE


Kozalak mucidi Fuat Baş, Öğretmenim dergisine röportaj verdi. Bu keyifli röportajı aşağdaki linkten okuyabilirsiniz.



BİZE ULAŞIN